Nedir Bu Kripto Para?


Kripto para, dünya çapında pek çok borsada işlem gören ve
yaygın bir şekilde kullanılan dijital bir para birimidir. Tamamen
sanal bir para birimi olan kripto para, bir takas aracı ya da
ekonomik değer deposu olarak kullanılabilmekte ve
blockchain olarak bilinen merkezi olmayan ve değişmez bir
deftere kaydedilmektedir. Kripto para işlemlerini güvence
altına almak ve doğrulamak amacıyla kriptografiden
yararlanılmaktadır. Kriptografi, esasında gizlilik, kimlik
denetimi, bütünlük, reddedilmezlik ve erişim kontrolü gibi
bilgi güvenliği kavramlarını gerçekleştirmek için kullanılan bir
matematiksel yöntemler bileşkenidir. Özetle kriptografi,
herhangi bir verinin başka kişiler tarafından anlaşılamaması
adına şifrelenmesidir.
Kripto para birimleri bankalardan bağımsız olarak çalışır ve
nakit ve kredi kartlarına alternatif bir ödeme şekli görevi
görür. Kripto para birimleri hiçbir ülkenin merkez bankasına
bağlı olmadığı için hiçbir bir ülkenin mevcut ekonomik
durumundan etkilenmemektedir. Bu nedenle, özellikle
bankacılık kurumlarının güven vermediği ülkelerde giderek
daha popüler hale gelmektedir. İnsanlar paralarını güvende
tutmak için bankalara güvenmek yerine dijital bir alanda tam
olarak kontrol etmeyi tercih etmektedir. Diğer bir yaygın
kullanım örneği ise bankaların yüksek işlem ücretlerinden
kaçınmak için yurtdışına para göndermek için kripto para
birimlerinin kullanılmasıdır.
Kripto para birimleri, borsalarda standart ulusal para
birimleriyle benzer şekilde işlem görmektedir ve ulusal para
birimlerine alternatif olarak görülmektedir. Ancak kripto para

birimleri bankamatiklerden çekebileceğiniz fiziksel bir forma
sahip değildir ve sadece dijital alanda varlık sürdürebilir. Dijital
kripto para coinleri özel kripto para borsalarında satın
alınabilir, satılabilir ve fiat paraya yani başka bir deyişle itibari
paraya dönüştürülebilir.
Tüm bunların yanı sıra kripto para piyasaları, kripto para birimi
hala olgunlaşmaya devam ettiği için standart döviz
piyasalarından çok daha oynaktır ve bu nedenle kripto para
birimleri şimdilik daha çok yatırım amacıyla kullanılmaktadır.
Kripto Paranın Kısa Tarihi
Kripto paranın tarihi teknik olarak aslında 1980lerin başına
kadar dayanmaktadır. Amerikalı kriptograf ve bilgisayar
bilimcisi David Chaum, 1982’de Kaliforniya Üniversitesi’nde
araştırma görevlisi olarak çalışırken geliştirdiği bir elektronik
ödeme sistemini konu aldığı makalesini yayınladı ve günümüz
web tabanlı şifrelemenin temeli olmayı sürdüren kriptografik
algoritmayı yarattı. Chaum, Hollanda’ya taşındıktan sonra
1989’da bu kriptografik algoritmaya dayalı para birimleri
üreten şirketi DigiCash’i kurdu.
Bitcoin ve diğer modern kripto para birimlerinin aksine,
DigiCash’in kontrolü tek bir merkeze bağlı değildi. Chaum’un
şirketi, merkez bankalarının itibari para birimlerindeki tekeline
benzer şekilde, arz kontrolünde bir tekele sahipti. Başlangıçta
doğrudan bireylere yönelik bir girişim olan DigiCash, Hollanda
Merkez Bankası’nın şirkete verdiği ültimatomun ardından
sadece lisanslı bankalara satış yapmayı ve pazar potansiyelini
ciddi şekilde azaltmayı kabul etti. Bu gelişmeden sonra
Microsoft, DigiCash’e Windows kullanıcılarının bu para
birimini kullanarak alışveriş yapmalarını sağlayacak kazançlı bir

ortaklık sundu, ancak iki şirket şartlar üzerinde anlaşamadı ve
DigiCash 1990’ların sonunda iflas etti.
DigiCash cephesinde tüm bunlar yaşanırken 1998’de Wei Dai
adında başarılı bir yazılım mühendisi, modern kripto para
birimlerinin temel bileşenlerinin çoğunu içeren sanal bir para
birimi olan b-money Whitepaper’ını yayınladı.
Yine 1998’de Wei Dai’nin b-money girişiminden kısa bir süre
sonra Nick Szabo modern kripto para birimlerinin altyapısını
oluşturan blockchain sistemini kullanmasıyla dikkat çeken Bit
Gold adında bir kripto para birimi geliştirdi ve yayınladı. Ancak
Bit Gold da DigiCash gibi popülerlik kazanamadı ve artık bir
takas aracı olarak kullanılmamaktadır.
Kripto paranın izlerine ilk olarak 1980lerde rastlansa da
modern kripto paranın resmi tarihi 2008’de Satoshi Nakamoto
kod adlı kişi veya kişiler tarafından yayınlanan Bitcoin
Whitepaper’la başladı. Oldukça teknik bilgiler içeren bu
metinde Bitcoin için özetle şöyle denilmekteydi: “Online
ödemelerin herhangi bir finansal kurum aracılığına ihtiyaç
duymaksızın kişiden kişiye elektronik para aracılığıyla
gerçekleştirilmesini sağlayan bir araç.” Ardından 2009’un
başında Nakamoto, Bitcoin’i tüm dünyayla paylaştı ve bir grup
hevesli destekçi para birimini takas etmeye ve madenciliğe
başladı. 2010’un sonlarına doğru, Litecoin gibi popüler
alternatifler de dahil olmak üzere sayısız benzer kripto para
birimi ortaya çıkmaya başladı. İlk halka açık Bitcoin borsaları
da bu dönemde ortaya çıktı.
2012’nin sonlarına doğru WordPress, Bitcoin’le ödeme kabul
eden ilk büyük oluşum oldu. WordPress’i Newegg.com,
Expedia ve Microsoft dâhil olmak üzere başka şirketler de

takip etti. Günümüz itibariyle artık pek çok şirket dünyanın en
popüler kripto para birimini yasal bir ödeme yöntemi olarak
kabul etmektedir.
Bitcoin’in ardından günümüze kadar 2.500’den fazla kripto
para birimi ortaya çıktı ve her geçen gün yenileri ortaya
çıkmaya devam etmektedir. Kripto para birimleri iki
kategoriye ayrılmaktadır: Bitcoin ve Ethereum gibi kendi
blockchainleri tarafından desteklenen para birimleri ve token
olarak bilinen diğer kripto para birimlerinin blockchainleri
üzerine kurulan para birimleri.
Kripto Paranın Ardındaki Teknoloji: Blockchain
Kripto para birimleri hakkında konuşurken, blockchain
teknolojisi kavramını anlamak önemlidir. Blok zinciri anlamına
gelen blockchain, kripto para birimlerini destekleyen temel
teknolojidir. Blockchain, bir ağ içinde gerçekleşen işlemlere
dair merkezi olmayan güvenilir bir dağıtık defter oluşturmak,
güncellemek ve devam ettirmek için kullanılır. Bu ağ, bir kripto
para birimindeki işlemleri doğrulamak için bir kriptografik
protokol kullanan birbirinden bağımsız ağlardan oluşur.
Kriptografik protokol, dağıtık deftere giren verilerin yanlış
olmasını veya değişikliklere maruz kalmasını önleyecek şekilde
kesinliği ve doğruluğu sağlar.
Blockchain teknolojisi, banka gibi merkezi bir kuruma
güvenmek zorunda kalmadan dağıtık defterde tutulan bilgilere
güvenmeyi mümkün kılar. Tüm ekonomik sistemlerin bizi,
sistemin bütününe güveni garanti eden kurumlara güvenmeye
zorladığı düşünüldüğünde bu teknoloji, kişiler ve kurumlardan
bağımsız bir şekilde şeffaflığı ve güveni önemli ölçüde
arttırmaktadır.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir